Lilith'in Çocukları

Küfür Ruhun Yelpazesidir; zarif olmak kaydıyla

Yine birgün eski aşkları meze yapmışız, kafalar güzel.

Tabi ki Zeki Mürensiz olmaz.

O söylüyor, şarkılar ve kadehler birbirini takip ediyor.

Ve sıra geliyor başkası için terk edilenlerin milli marşına;

Sen kimseyi sevemezsin, sevmeyeceksin

Rüzgarların önünde kuru bir yaprak gibi sürükleneceksin,

Şefkat nedir, aşk nedir ömrünce bunu bilmeyeceksin

Vay be sevdiğine nasıl sitem ediyor, aşk bu işte diye ortaya fırlatıveriyorum bombayı.

Bir nevi ritüeldir bu.

Gaza gelsin de millet döksün içini diye.

Her zamanki “Offf be abi”, o da birşey mi” diye başlayan ağlak cümleler beklerken, birden masaya ilk kez konuk olan bir arkadaşımız kahkahalar atarak “Ne sitemi, ne duygusu abi adam resmen o….pu diyor kadına” diye fırladı.

Rakı masasında adap bilmek önemli tabi

Bir kere masadakiler hüzün için toplanmışlarsa; ki ilk kadehlerin sonunda anlaşılır bu durum, hüzünden sapmadan devam edeceksin.

Hiç rastladın mı sen, gözü yaşlı bir masaya gelen klarnetçinin oyun havası çaldığına.

Hayatta çalmaz, tam tersi, damardan girer şarkılarla seni döver de döver. Yoksa bahşiş almayacağını bilir.

İkincisi millet duygunun dibine vurmuş, fonda Zeki Müren, n’oluyor da o….pu diyorsun be adam. Kibar ol biraz.

Ama bir kere kafama takıldı bu laf

Sonradan arkadaş kendisine yönelen boş ve anlamsız bakışları gördükten sonra çabuk toparladı da masa eski irtifasına geri döndü.

Ben dönemedim ama. İçime bir kurt düştü hatta daha da ilerisi. Müziği bir kenara bırakıp sözlere odaklanınca gerçekten bu sonuç çıkıyor sanki.

Sen kimseyi sevemezsin diyor. Yani burada terk edilen herkes, ulan benim gibi birini de sevmediysen kimseyi sevemezsin şeklinde bir moda girebilir. Doğal karşılamak lazım.

Yani gururu kırılmış bir kişinin söyleyebileceği laflar. Ama bir de beddua var sanki, sevmeyeceksin gibi.

Fakat sonrasındaki vurgu asıl çeldirici olan. Rüzgarların önünde kuru bir yaprak gibi sürükleneceksin kısmı. Yani muhtemelen şarkıya ilham konusu olan hanımefendinin sevgiye dayalı ilişkiler kurmadığı ima ediliyor ve de ordan oraya sürekleneceği söyleniyor.

Bir öngörü bu tabi. Nasıl desem sevgi olmayacağı için hayatına girip çıkan bir sürü insan olacak. Bir kişiye bağlanmayacak. Kuruyup gidecek.

Toplum olarak biz bunu patavatsız arkadaşın deyimi ile ifade ederiz genellikle. O yüzden tekrarlamayayım.

Bu arada ilham kaynağını bir hanımefendi olarak göstermem cinsiyetçilik olarak anlaşılmasın. Çünkü güftenin sahibi Kamuran Bey. Hayatın doğal akışı gereği muhtemelen bu sözler bakımından kendisine ilham veren bir hanımefendi olmalı. Ama aynı sözlerin erkeler için kullanımı da caizdir.

Zerafetin yarattığı gaddarlık; ama bence sorun yok

Herneyse, sonuç olarak takdir edilesi bir durum bence. Düşünsenize sözü yazıyorsunuz, sonra besteci bir arkadaşa gidiyorsunuz derdinizi anlatıyorsunuz ve diyorsunuz ki; arkadaş bu kadın bana öyle bir kazık attı ki ancak sözleri bu kadar yazdım. Şu sözlere öyle bir beste yap ki, bu kadını fena gömelim.

Millet müziğin büyüsüne kapılıp sözlere fazla dikkat etmesin. Böylece hem bizim nesil hem de sonra ki nesiller her rakı şişesi ortaya çıktığında bu kadına aynı küfürü etsin. Sonsuza dek. Çok gaddarca ama çok şık.

Tabi bunlar benim fantezim. Nasıl bir diyalog geçti, hangi düşünceyle yaptılar bilmiyorum. Ama benim hikaye uydu sanki.

Gerçek olduğu iddia edilen hikaye

İnternette araştırdım. Araştırdım dediğim Google sormak. Bir kaç yerde bu şarkının öyküsü şu şekilde anlatılıyor:

Tıp fakültesinde okuyan bir çiftimiz, mezuniyet sonrası evleniyorlar ve ilk görev yerlerine gidiyorlar. Soğuk karlı bir yer. Mevsimlerden de kış.

Şarkıya ilham kaynağı olan hanımefendi araba kullanmayı tam olarak bilmese de galiba biraz şımarıklık yapıp kendisi kullanmak istiyor. Kullanıyor da. Ama kaza yapıyor. Hanımefendiye bişey olmuyor ama eşi belden aşağı felç.

Bir iki sene evlilikleri devam ediyor. Ama bu hanımefendi eşini aldatmaya başlıyor. Söz yazarı Kamuran Bey de felç olan beyefendinin arkadaşı. Onu ziyarete geliyor. O da durumu anlatıyor. Bundan çok etkilenen güftekar, bu sözleri yazıyor ve besteleniyor.

Doğru ya da değil. Ama hem müziği hem de sözleriyle nasıl zarif bir ifade şekli, derinden gelen duyguların. Tabi nesiller boyu aynı ifadelerin şarkıya ilham kaynağı olan hanımefendi için sonsuza dek tekrarlanmasını sağlamak da büyük beceri.

Lütfen şarkıyı Zeki Müren’den dinleyin efenim.

Şiddete, kaba sözlere gerek yok.

Bu şarkıyı yollayın istediğinize.

Rahatlayın.

Ben denedim, hatta yüzüne söyledim. Ama rakı masasında romantik bişeyler yapmaya çalıştığımı düşündü.

Olsun…

Keyifliydi son görüşmemiz.

Ne demişler küfür ruhun yelpazesidir. Yelleyin, ama kibar kibar…

Anlamasa da olur.

Print Friendly, PDF & Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: