Politik Hayvan

İmamoğlu seçildi ve ilk kez bir sabah özgür bir ülkede gözlerimi açtım

Şaka şaka. O kadar delirmedim. Zaten yazıyı da gece yazdım.

İmamoğlu’na karşı ne sempatim ne de antipatim var diyordum kiiii; aklıma Fenerbahçe geldi. Hafif bir antipatim olabilir. Ama Fenerbahçe aşkım bile engelleyemedi İmamoğlu’na oy vermemi.

Neden mi?

Büyük işler başaracağına inandığım için mi? Hayır.

Olağanüstü söyleminin büyüsüne kapıldığım için mi? Hayır, asla…

Atatürk’ün Partisi’nin adayı olduğu için mi? Tabiki hayır. CHP’nin Atatürk’ten anladığı ile benimki tamamen farklı. CHP Atatürk’ten ayrılalı epey oluyor.

Karizmasıyla beni duvardan duvara çarptığı için mi? Yok artık.

Açıkçası büyük bir anlam yüklemiyorum ne partisine ne de kendisine.

Hatta Yıldırım’a bakıp; ne kadar gönülsüz, ne kadar mutsuz olduğunu hatta ne işim var benim buralarda gibi bakışlarını görünce ona oy veresim bile geldi. Tabi Sayın büyüğümüz ile ilgili bu saptamalar tamamen bana ait, yani yanılma ihtimali çok yüksek.

Ama yalan mı? Son dönemde gerçekten rekabetin olduğu ve kazanılmayacak nerede bir seçim varsa onu aday gösteriyorlar. İzmir, ardından İstanbul. Muhtemelen kendisine olan güvenden kaynaklı bir durum.

Yakında gel seni Birleşmiş Millet Genel Sekreterliği’ne aday gösterelim derseler, bir kardeşi olarak haddim değil ama, benden bu kadar demelisiniz. İnsanları kırmamak için bu kadar fedakarlık yaparsanız siz kırılırsınız.

Hem orada karşınızdaki adaylar İstanbul adayı gibi öyle kıyıda köşede kalmış bir ilçenin belediye başkanı olmayacaktır. Aman ha.

Neden İmamoğlu’na oy verdim peki?

Çok net bir cevabım var. Birçoğuyla aynı ve yine birçoğundan daha gerçekçi.

Bir kişinin benim hakkımda tümüyle hüküm verme gücüne sahip olmasından hoşlanmıyorum. Yani iktidar gücünün bir kişide toplanmasına. Ve o kişi güçlendikçe benim zayıflamamı bünyem kaldırmıyor. Psikoloğum öyle dedi. Ben de ona inanıyorum. Tek nedenim bu.

Yoksa sokaktaki adamın hayatında, gerçekçi olalım, tek başına İmamoğlu belediyeciliğinin yaratabileceği bir değişiklik yok.

Ne belediye ile çalışıyorum ne de oraya proje sunuyorum. Bir kez gittim; o da öğrenciyken burs başvurusu yapmak için.

Bu nedenle, AKP ya da CHP adaylarından herhangi birinin kazanması arasında bir fark yok benim gibi sokaktaki her bir adam ya da kadın için.

İmamoğlu Belediye Başkanı mı seçildi yoksa Cumhurbaşkanı mı? Zafer konuşması kafamı karıştırdı

Yeni başkanımızın Beylikdüzü’nde yaptığı teşekkür ya da zafer konuşmasını dinledim. Ne yalan söyleyim, kalabalığı ve kendisine yapılan ambalajı görünce, yürü be koçum Martin Luther King de kim senin yanında diyesim geldi. Bildiğiniz gaza geldim.

Konuşmaya başlarken şöyle “I have a dreammm…” tadında bir girizgah yaparak beni afallatacak sandım. Ama öyle olmadı. Teşekkür teşekkür teşekkür. Sonra sevgi sevgi sevgi. En sonunda hersey güzel olacak müziği ve dansıyla toplantı bitti.

Ama doğaçlama konuşması yani metinden bağımsız hitabı, ambalajı kadar parlak olamasa da (bana birilerini hatırlatıyor ama çıkaramıyorum) içeriği beni biraz kıllandırdı.

Başkanımız İstanbulluları konuşmasında sevgi bombardımanına tutarken hızını alamayıp tüm yurttaşları seviyorum demeye başladı. Bununla da yetinmedi, teşekkür konuşmasında kendisiyle yürüyen tüm siyasi partilerin taraftarlarına hatta AKP’lilere bile teşekkür etti. Hadi yine iyisiniz bende uzlaştınız sonunda der gibiydi.

Hatta ilginçtir, barış getirmek için geldim de dedi. Yani muhtemelen çok yorulduğundan hatlar karşıtı ve bir an kendini İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amiri seçilmiş sandı. Ama devamında böyle olmadığını ayrımcılık karşıtı ilkeli duruşunu anlatması ile anladık.

Hem de nasıl duruş; Alevi, sunni, inançlı, inançsız, Rum, Yahudi, Ermeni, kadın, erkek, çocuk gibi aklınıza gelebilecek tüm kavramları kullanarak herkesi alacak kocamadan bir kucağı olduğunu söyledi. Herkesi kucaklıyor yeni başkanımız. Ayrımcılığa son yani.

Ama belediyecilik için mi? Bu tuhaf işte.

Benim musluktan su kırmızı akmıyor

Valla sizi bilmem ama beni AKP ‘li değilim diye kimse metrobüse almamazlık etmedi.

Ya da evdeki su kırmızı akmıyor.

Ne bileyim, benim mahalle genellikle CHP’lilerden oluşuyor diye daha fazla karbonmonoksit doldurmuyorum ciğerime.

Eğer hizmet verilmesi ile ilgili bir ayırımcılık yapılmışsa, ki kahve masası laflarında bunları duymak çok mümkün; (hatta bu yazıyı yazarken fikrini sorduğum bir arkadaşım olur mu yapılıyor bak şunlara haksız yere 400 tl dağıtıldı filan) dedi, Sayın Başkan’dan ayırımcılık yapılması ile ilgili bildiği tüm konuları yargıya taşımasını istiyorum bir seçmen ama daha öncesinde bir vatandaş olarak.

Eğer hizmet alanlar açısından değil de hizmetin yürütülmesini üstlenenler açısından bir ayırımcılık yapılıyorsa ve artık yapılmayacağı müjdesi veriyorsa, sayın başkan; bundan bana ne?

Kendi aranızda oturup konuşursunuz. Zaten kaç kişi olabilir ki bu sorunun muhattabı. En azından Beylikdüzü’ndeki meydanı doldurmayacağı kesin o kişilerin.

Mesele dün başlayan Cumhurbaşkanlığı seçim yarışı veeee karşınızda uzlaşmacı, barışçı, sevgi insanı, kucaklayıcı yeni bir lider

Bu konuşma yani kucaklama, barış, herkesi sevme, uzlaşma vs tümünü birlikte ele alacak olursak bana göre sonuç çok açık. Sayın İmamoğlu, seçimin Sayın Yıldırım’la değil de Sayın Erdoğan’la arasında geçtiğini düşünüyor. Sadece o değil pek çok kişide var bu düşünce.

Hazır kalabalığı bulmuşken ve müstakbel rakibine karşı ilk raundu uzatmada da olsa kazanmanın gücüyle, gayri resmi olarak cumhurbaşkanlığı seçimini başlattı.

Söyleminin bana göre yüzde doksanında, kendisini Sayın Erdoğan için yapılan doğru ya da hatalı tüm olumsuz eleştirilerden ilham alarak, dikkat edin bende o özellikler yok demeye çalıştı. Bu vurgular sizce belediyecilikle alakalı mı? Çok manidar geldi bana.

Kehanet Zamanııııııı

Geçen yazımda anlattığım üzere seçim sonuçlarını tutturamıyorum pek. Fakat bu sefer İmamoğlu kazanacak dedim ve tuttu. Sanırım bu sıralar uhrevi işlere fazla daldım acayip güçler edinmiş olabilirim farkında olmadan.

Hatta çok değer verdiğim bir dostumdan tebrik mesajı bile aldım.

Bir kehanette daha bulunayım mı size?

İmamoğlu’nun belediyeciği çok başarılı bulunacak. İnsanlar çok mutlu olacak ondan. Güvenecekler. Üzerinde uzlaşacaklar. Nasıl söylesem; tıpkı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığı dönemindeki gibi.

ÖNEMLİ UYARI

Ben buradan uyarayım, doğal adayı ve aday olmak isteyen diğerlerini. Cumhurbaşkanlığı yarışı başladı. Fakat bence onlar da gayet farkında.

Çünkü hikaye çok tanıdık geldi bana. Hem de çok.

Print Friendly, PDF & Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: