Lilith'in Çocukları

Çoktan Seçmeli Evlilik ve Tesla Bobini

Yıllar önce bir arkadaşım, yapacağı evililiğinin arifesinde beni şoke edecek bir şey sormuştu: “Bir türlü karar veremiyorum, acaba Berk’le evlenmekle doğru mu yapıyorum? Yoksa Mehmet’le mi evlenmeliyim?” Haydaa dedim içimden. Tamam Mehmet’le son dönemde yakınlaştıklarını hissediyordum da nikah tarihi almışken bu soru niye?

Aynen kendisine bu soruyu sordum. “Şimdi bak şapkacı, dinle beni hak vereceksin” dedi. Suratımdaki afallamış ifadeyle bakmaya devam ettim. “Berk çok iyi bir insan. Beni çok seviyor. Babası malum küçük de olsa 20 küsur kişi çalıştıran bir fabrikaya sahip. Mali olarak sorunumuz olmaz. Ailesi de beni seviyor. Aslında bir olumsuzluk yok.”

Ona göre sorun yok ama benim kafa iyice karışmıştı. “Ve istemsizce eee? Derdin ne?” dedim. “Ya Mehmet de beni çok seviyor. Hem de Berk’le evlenmek üzereyken tanıştım onunla ama buna rağmen o hiç vazgeçmedi. Hem çok komik. Deli dolu eğlenceli biri. Ailesi de malum bir fabrika işletmese de sağlam bir soyadına sahip, üstelik abisi milyoner hortumla para gönderiyor. Hayali bile çok güzel, o aileye gelin gitmek muhteşem birşey. Ama Mehmet annesine çok düşkün, düşünsene evde hergün beraberce Brezilya dizisi seyrediyor (o dönem Türk dizileri yoktu; bol bol brezilya dizisi yayınlanıyordu ). Annesine çok düşkün ve kadın çok baskın. Bundan çekiniyorum. Ben senin sözlerine çok önem veriyorum ikisini de tanıyorsun, napıyım söylesene ?”

Kimin başını yaksam ki?

Sanki anlamış gibi “haaa” dedim. Oda benim anladığımı düşündü sanırım ve; “Anlıyorsun değil mi ne kadar zor durumdayım.” Ben de “Hayır” dedim gülerek.

Ama beni ürperten birşey vardı; ikisinden hangisiyle evlen desem benim seçtiğim adamın başını yakacaktım sanki. Sonra şunu farkettim; aslında arkadaşım fikrimi sormuyor. Kendi verdiği karar için destek arıyordu.

Ama diyemedim güzelim biz dünyaya çok farklı bakıyoruz diye.

Bu sefer ben “Bak” dedim. “Berk’i tanımıyordum, sen tanıştırdın. Ama bence çok delikanlı çocuk. Eğer doğal hayatta bir dişi aslan gibi seçenekler arasından bir eş seçme durumunda kalsam (dişi aslan yerine kara dul örümceği diyemedim ya, hani erkeğini seçtikten sonra onu yiyen hayvanat) hiç düşünmeden sırf karakteri yüzünden Berk’i seçerdim. Ama merak ettiğim bir konu var. Aslında etmiyorum biliyorum yanıtı ama yine de söylemek istedim. Berk kendisinin bir seçenek olduğunu biliyor mu?” Kaşlarını çatıp “Tabi ki bilmiyor Şapkacı, deli misin?” dedi.

Evlilik kararı mı? Şirket birleşmesi mi?

Evet deliyim ve bir deli gözüyle baktığımda ne anladığımı arz edeyim efendim. Arkadaşımın önünde iki seçenek var. İkisinin de artıları ve eksileri var. Birinci seçenek olan Berk, iyi bir adam, arkadaşımla yıllardır sevgili, bir saçmalığını görmedik, beyefendi, babası fabrikatör ama ailenin resmi eğitim seviyesi rakibininkine göre bir hayli düşük. (Diplomalarla ilgili düşüncemi deli şapkacı başlığı altında kendimi tanıtırken yazmıştım. Ama ben değil arkadaşım kara dul gibi eşini seçeceğinden sindirimini bozacak şeyleri o daha iyi bilir.) Kaynana sorunu yok; huzur verici bir seçenek.

Ringin karşı köşesinde birden ortaya çıkan rakibi Mehmet ise; eğlenceli bir aşk böceği, kısa süredir tanınıyor, eğitim seviyesi yüksek, babası veya kendisi olmasa bile ağabeyi milyoner ve paylaşımcı, aile eğitim ortalaması da oldukça yüksek ama ileriye dönük ciddi bir kaynana sorunu var. Üstelik arkadaşım benim gibi Brezilya dizilerini herhangi bir büyüğü ile seyretme pratiğine de sahip değil. Büyük handikap.

Kısacası sayın okuyucu, ki eğer okuyan varsa; şirketini bir başka şirketle birleştirmek isteyen bir CEO gibi önündeki iki seçenekten hangisi daha karlı sonuçlar çıkaracak bunu hesap etmek gerekiyor. Ama şirketlerden biri rakibi olduğunu bile bilmeden yarışıyor. Diğeri ise oldukça bilgili. Yani haksız rekabet de söz konusu. Bilmiyorum Sermaye Piyasası Kanun’a göre bu durum ne kadar hukuka uygun, Ticaret hukuku eşrafına sormak lazım. Gerçi benim bildiğim Berk sonradan bir rakibinin ortaya çıktığını öğrense o yarışa hiç girmezdi ama yine de haksız bir rekabet yaşandı.

Yarışı kim mi kazandı?

Sonucu merak ediyorsun değil mi sayın okuyucu. Ama boşuna bekleme benden laf çıkmaz; dedikodu yapacak biri miyim ben? Ama şöyle yapabiliriz. Gerçekten merak ediyorsan, önce kendi tahminini yaz. Gerekçelerini de. Yeteri kadar meraklı çıkarsa belki minik bir dedikodu yapar kara dulun midesine kim gitti söyleyebilirim. Şu kadarını söyleyim kısaca; kazananı hakem kararı belirledi. Nakavt filan yok, son ana kadar kimse tam bir üstünlük sağlayamadı.

Tesla Bobinine Giriş; Aşk böceği Mehmet ve annesinin maceraları

Aşk böceği dostumuz, ki onu da çok severim, zaman içinde iyi bir adam olduğunu anladım. Lakin Mehmet bizim arkadaş ortamımıza girdiğinde özellikle kızlar onun iyi adam olduğunu benim gibi yıllar içinde değil bir iki gün içinde kavrayıverdiler. Kadın zekası her yerde kendisini gösteriyor. Gerçi prezantabl Aşk böceğimizin evli ya da bekar gördüğü her hanıma mavi boncuk takmayı sevmesinin de buna etkisi vardır herhalde. Hatta evlenme arifesinde değil evli olan bir başka akadaşımıza kur yaptığını düşünenlerin sayısı hiç de az değildi. Daha da garibi bir dönem o hanım arkadaşımız, eşi ve aşk böceği Mehmet adeta 24 saatlerini beraber geçiyorlardı. 6 ay kadar sürdü birliktelikleri. Sonradan ne oldu da ayrıldılar kimse bilmiyor.

Şimdi aşk böceğimizin cvsi çok düzgün, kendisi yakışıklı, yardımsever, iyi ve akıllı olduğundan herhalde, kızların her biri ona sanırım bişeyler hissetmeye başladı. Hatta güvenilir kaynaklara dayanılarak iletilen bir rivayete göre bizim kabileden iki hanım, arkadaşımız Mehmet beni seviyor seni değil diye saç saça baş başa kavga etmişler. Hatta doğruluğunu tam teyit ettirememekle birlikte bu iki kızdan biri diğerinin saçını öyle bir çekmiş ki elinde bir tutam saç kalmış. Valla kesin doğrudur diyemeyeceğim ama aynı dönemde saçından olduğu söylenen arkadaş, birden saçlarına garip şeyler yapmaya başlamıştı. Hatırlıyorum.

Ama Memedin hali vahim. Memedin eridi, Memedim çöktü gözünün feri gitti. Kafada canlandır; adeta bir restorana gelmişsin ve menüye bakıyorsun. Bir türlü 5, 6 yemek arasında karar veremiyorsun. Yemeklerin her biri de bağırıyor onu seçme beni seç diye.

İki ot arasında kalmış eşşek gibi açlıktan ölecek. Ve kimse ona yardım etmiyor. Bu nasıl bir eziyet? Fakat anası oğlunun imdadına yetişiyor. Ana yüreği bu, oğlunun bu travmada kalmasına izin verir mi? Hemen olaya müdahale ediyor ve Mehmet’ten en iyi seçenek ile kendisini tanıştırmasını istiyor. Eeee, emir büyük yerden, hem Mehmet de kendi karar verecek değil ya annesi dururken, tanıştıracak elbette.

Yorkshire düşesi avam dedektörü elinde oğlu için en uygun gelini arıyor

Bir gün şirket çalışanlarının bir araya geldiği toplantı esnasında, aşk böceğimiz, valide sultanıyla 1 numaralı gelin adayını tanıştırıyor. Aday mutlu, aday zafer sarhoşluğu içerisinde; maçın ilk on dakikasına üç gol sığdırmış golcü gibi yedek kulübesindeki diğer adaylara fettan bir bakış atıyor. Çok beklersiniz diyor adeta. Biz de stadyumdaki seyirciler gibi maçın heyecanına kapılarak hızlı hızlı çekirdek yiyerek seyrediyoruz uzaktan. Ama bir sorun olduğunu anlıyoruz; çünkü görüşme 30 saniye kadar sürüyor. Valide Sultan yelpazesini açıp sallayarak Bülent Ersoy edasıyla olay yerinden uzaklaşıyor.

Bir iki dakika sonra öğreniyoruz ki; kadın ilk adayı beğenmemiş. Bunu gururla söyleyen bana göre ikinci sıradaki gelin adayına neden diye soruyorum. Bir numaralı adayı çok “Avam” bulmuş. Yani halktan ya da “varoşbrand” (Bu tanım 5 çayı çetesinden TiCey’e ait benim buluşum değil. Ama hemen kullandım. Teşekkürler dostum)

Bakın bu gerekçe çok saçma. Çünkü ilk aday yeminle hayatımda gördüğüm en şık kadındır. Oturmasını kalmasını bilir; İstanbul Türkçesiyle konuşur. 30 saniye içinde hakemin onu, yani hakkıyla o konuma yükselmiş 1. adayı oyundan atması insafsızlık. Kızcağız resmen Arafat’ta soyulmuş hacıya döndü.

Sinirlendim tabi. Bir an kendimi her FENERBAHÇE-galatasaray (Yazım hatası yok) maçında orta hakemin cinsel tercihini tespit ve yüksek sesle koro halinde beyan eden onbinlerden biri gibi hissedip bağıracak oldum; sonra kendimi çok avam bulup vazgeçtim.

Anlatacak çok şey var da yer bitti. Daha Tesla Bobinine giremedik. Yapacak bir şey yok haftaya kadar bekleyeceksiniz

Ben internette yazı yazacağımı söyleyince, abi sen düşük çenelisin kimse okumaz. Uzun uzun yazacaksın rezil olacaksın elaleme, etme eyleme dediler. Hasetinizden böyle dediğinizi biliyorum hiççç kasmayın. Bak yazdım mis gibi oldu. Geri kalanı da haftaya yetmezse ondan sonraki haftaya.

Bu yazımda çok sevdiğim arkadaşım Aşk böceği Mehmet’i harcamak zorunda kaldım. Ama konuyu anlatmak için daha iyi bir örnek yok benim hafızamda. Şimdi mesele konuyu ne alaka dediğiniz Tesla bobinine bağlamak. İşte onu da haftaya yaparım inşallah.

Print Friendly, PDF & Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: